sen

1.5.06

varoluş sorgulaması ve pek şayni etimoloji

Bayanlar baylar,
Kendimi her ne kadar vokalistine kaset yapan Sezen Aksu, ya da yeni yüzünü bulan Gaye Sökmen gibi hissetsem de (tabi baharla gelen yürek kıpırtılarını saymıyorum), bir "geldiği haleti ruhiyesini öptüğümün" zapping krizi esnasında, "çotankkk!dannnkkk!zıbaaammm!" ünlemleriyle 35 ekranlık televizyonumun ekranında beliren bu yakışıklı insanüstü varlığı sizlere sunmaktan gurur duyarım: SHAYNE WARD!!!


Tamam iğrençleşmeyelim bayanlar çekilin ekrandan şapur şupur! Beyler tamam sakin, entel ağzıyla dalga geçtiğinizi sanmayın biz de okuduk o sizin okuyup her daim ısıtarak sattıklarınızı! Burası gerçeklerin gözler önüne serildiği bir ortam reca ediyorum!




Bir de Prison Break abimiz var. Yani ne desek boş kalır herhalde, iki kelime: Wentworth Miller ... Allaam yaahuu!Şeytan diyor bu bedeni terkedip modifiye bir bünyede Sinem Kobal ol ne bileyim aynı fabrikada üretilmiş başka bir model ol...O zaman bu hoş genç baylar hakkında ne desek meşru olurdu. Ahhhh ah....
Ay ben de biliyorum, liseydi miseydi geçin geçin bunları! Yüzünüz gözünüz adam görsün!

Neyse gelelim fasülyenin faydalarına: Şimdi tabi ki bu arkadaşın bize bir faydası yok, müzik desen yeni jenerasyon NKOTB ya da Take That falan felan...Gerçi Scissor Sisters şarkıları çalışmışlığı da yok değil bu delikanlının da ben asıl iki noktadan bahsetmek istiyorum: 1) Eskiden olsa hangi şarkıcıya baksak ya da ne bileyim ekranların her sevimli yüzü mutlak surette bizden yaşça büyük olurdu. Şimdi bakıyorum da sübyancı Ceyda Düvenci damgası yememek için eski aktörlere şarkıcılara tamah ediyoruz. 2) Bu arkadaş "college"a gitmemiş çok istemiş olmamış. Biz de burda Allah'ın emri yat kalk "oku" komuduyla hayatımızı sürdürüyoruz ama peeeeehhhhhh!

Bir de bu suratıma çarpıp hazırlamam gereken 2 sunum, 1 makale, 1 bildiri özeti ve derya deniz çevirilerin beynimde yarattığı korku bulutlarını az da olsa aralayan amcaya-pardon delikanlıya klibinde (şarkının adını bilmiyorum o kadar da değil!) eşlik eden bayanın kendisi Smallville ya da X Files dublörü değil de insansa eğer, ben eğreltiotu olduğumu kabul edip nüfus cüzdanımı yeşile boyatmaya razıyım. Valla ne yalan söyleyeyim baktım baktım hayran oldum. Ama düşünüyorum mesela ben çıksam o klibe, Gülse Birsel'in yapmacık spastik dans hareketlerine benzer hareketlerim herhalde. Adamın ayağına falan basarım heyo heyo diye eller havaya yaparım ne bileyim-bar üstü mayolu bir sahne var-mayomu çekiştiririm rezil ederim ortamın havasını. Ama diyorum ya ablayı bir görün maşallah. Ben derim ki bu ve bunlar gibi mahlukları tez elden çiftleştirip birer adet yavrularından edinmek lazım.

4 Comments:

Blogger QM said...

bu adamlarin hepsi ayni adam mi? kalibi bir bunlarin sanirim.

4:52 AM  
Blogger anyone said...

sübyancı veya değil tanıdığım pek çok kadının prison break favorisi olmasını sağlayan michael scofield(wentworth miller) galiba. ama konunun erkeklerin tutulduğu bir cezaevinde geçmesinden dolayı ağırlıkta olan diğer erkek karakterleri de gözardı etmemek gerek.

her ne kadar okul yıllığına "be the change you want to see in the world" yazabilecek kadar etkileyici ve belki sırf bu yüzden aşık olunabilecek dr. sara tancredi(sarah wayne callies) gibi bir karakter olsa da kadınların kollandığını düşünüyorum.

4:54 PM  
Blogger ilsabutler said...

Sevgili QM'cim (bu yazıyla beraber kendimi Güzin Abla gibi hissettim), Amerikalı amcalar ne tutarsa aynısından piyasaya sürmekte pek başarılı olduklarından, aynı kalıptan çıkma yüz adam daha bulunabilir sanıyorum. Ama burada 2 adam var =)Bir de senin şu ask philosophers sitesini gördüm, tek kelimeyle muhteşem ama benim ip numaramı yasaklayabilirler. Hayata dair ne sorum varsa soruyorum valla =P

Sevgili Réne, "Prison Break" muhteşem dizi. Kesinlikle kaçırmıyorum ama Scofield değil nedeni. O adam iyi hoş da çok bakınca da kabak tadı veriyor, fazla "güzel". Ama dizi her perşembe adrenalinimi yükseltiyor. Hatta cuma gecesi, hatta pazar..Doktor hanım kızımızı ben pek sevmiyorum her şeye maydanoz. Adam ol, silkelen kendine gel diyesim geliyor. Buraya da böyle mektup gibi oldu ama kendimi sorumlu hissettim. Anladığım kadarıyla blog olayı böyle bir şey =)))

6:32 PM  
Blogger QM said...

ilsa butler'cım, ask philosophers gercekten cok faideli bir sey. ama asırı yogunluktan oturu sorulara hemen cevap veremiyorlar, beklemek eziyet oluyor bazen.

1:25 PM  

Post a Comment

<< Home