previously on library break....

bazen çok gülüyorum hatta bazen o kadar çok ve uzun gülüyorum ki sonra neye güldüğümü unutuyorum; bazen de inanılmaz ve dayanılmaz bir şekilde aptala bağlıyorum ki yabancılık çekmeyeyim. bir defa daha sıkı can iyidir esprisi duymaya ne kadar tahammül edebilirim bilmiyorum. yaşamdan beklentilerim beklentilerimin olmaması ama beklentilerimin olmamasını beklemek de bir beklenti, bir umut sonuçta ve böyle diyerek beklentilerimin gerçek olması ihtimali başlangıçta imkansızlaşıyor-ki bu güzel-başka beklentilere de girmek istemiyorum-haliyle-ama olmuyor. her şey bir yana Prison Break'in birinci sezonunu indirdim, aşırı adrenalin pompalamaktan damarlarıma kurtuldum, hayata dair çok önemli şeyler öğrendim. Allah kimseyi Fox River'a düşürmesin, çoluğunu çocuğunu T-Bag'le rastgetirmesiz diyorum. Başka bir şey, aşka sıfır vererek kütüphanenin alerji yapan tozlarına geri dönüyorum.
(karşımdaki kızın t-shirt'ünde "looking for a good ride" yazıyor, işte ben de bu derece net olmak istiyorum-"looking for an extraordinarily exhausted, interrupted, dazed, confused and spotless mind?")
1 Comments:
spoiler vermediğiniz için şükranlarımı sunuyorum:)
Post a Comment
<< Home