sen

6.4.06

Gecenin bu saatinde yine beni ben yapan, bünyeyi birarada tutan vidaların hafifçe gevşediği bir noktadayım, kızgınlığım, bu yüzden eve gelirken törpülendi.


Günlerdir kendimi kaptırmış festivaldir filmdir gidiyordum; bilindik koşuşturmaca yani: sabahın köründe evden çık, işlerini hallet koştur Taksim'e bir film izle, bir film daha sonra bir film daha sonra tekrar sola dön ve geç...Arada rak festivallerinden hatırlarımıza yer etmiş kamp alanları benzeri restoran ve kafe konuşlanmaları (incirlik üstünde bir güzel orhan veli) ve başlı başına yeni bir sosyal kaynaşma alanından doğan festival dostlukları...."Ay şu çocukla bütün filmlerimiz aynı, bilemiyorooom..."dan tutun da, "Sefgilim yia bu film beni sıktı jidden-Ya kısım dur iki dagga, herif nası koydu bak her yer kan ve irin, baba feci çakıyo hobaaaa"lara kadar ve tabi ki olmazsa olmaz "Görsel zenginliği gerçekten chock ghusel anciak alt methinde gecen eleshtirel bakısha karshı transandantal bir meditasyona girmek üzereyim" tarzı 'oldum ben bir entel, durma sen de ör dantel' alakaya espresso demle latifeleri işte, bilindik yani...

Ama yok yok ben daha bunlara kızmadım, yani bu yıl biraz daha rilaks takılıyorum. Yanımda fermuarlı çantasından metal kutuya konmuş nane şekeri çıkarıp yiyen teyzeye kızmıyorum mesela, ya da saniyede 3 defa ritmik bir şekilde ayağını sallayan ve ısrarla bu salınımın frekansını arttırmaya çalışan potansiyel kafein bağımlısı adamı dikkate bile almıyorum. Rahatım yani..Ama kızdığım (kızdım yani bak valla kızdım yok allahını koydum al ya kızdım işte taam taam) nokta, bu gece, 3 saatlik belgeselden-daha doğrusu 1er saatten 3 bölümlük belgeselden sonra, eve gelip üstüne 2 kadeh Bosna mahsülü şarabımı yudumladıktan sonra, vidaları gevşetip söktükten sonra, kızdığım nokta diyordum, şu oldu: Başarılı belgeselci arkadaşımız oturmuş yememiş içmemiş uğramış çok başarılı bir belgesel çekmiş. "Fear Politics" üzerine. İşte Amerika'nın yarattığı hayali tehditler vesaire...Gerçekten güzel olmuş belgesel. Her şeyi hali hazırda emek harcamadan almaya alışık bünyelerin, son 60 yılın süper güçlerinin politikalarını "compact" bir şekilde, siyaset dersi tadında 3 saatte almaları mevzu bahis bünyelerden biri olan bendeniz için başlı başına "hııııh olmuş afferin"lik bir durumdur.

Öte yandan belgeselin mesajı "her duyduğunuza inanmayın, politik gücü elinde tutanlar bu gücün devamlılığı için korku yaratan olaylar ortaya sürerler" idi. Her yaştan insan var salonda; ilk bölümde toptan nefretimizi kustuk, kah "cık"ladık kah güldük hatta bazılarımız hızını alamayıp 10 dakikalık arayı filmin sonu sanarak alkış tutturmaya yeltense de, üşenmeyip kılavuzu okuyanlar ve 180' yazısını farkedenler tarafından sakince bastırıldı. Belgesele göre her şey yalandı, Amerika'nın tüm korkuları boşunaydı. Buraya kadar iyi hoş ama o 3 saatin sonlarına doğru herkesi bir rahatlama aldı. "Ben biliyordum zaten"ler havası yükseldi salondan. Velhasıl kelam film bitti, çıkışta İstikal'e öyle bir dağıldık ki sanki memleketim tam korunumlu hava üssü, her şey yalandı ya... (kedi gibi yalaaaaan yalaaan-en antiseptik dil köpeklerdeymiş-dünyanın en güzel gözleri de eşeklerdeymiş-en kıkırdak omurga köpekbalığındaymış-en havalı organlar kuşlardaymış...Nuh'un bir bildiği varmış boşuna mı? Değil mi yauuuuv...-Sharapthan sharapthan....)

Kızdım işte, adamlar her duyduklarına inanıyorlar diye cık cık'la sonra 3 saatlik belgesel amentün olsun.
Kızdım, iktidar politikalarına şüpheyle ve şiddetle yaklaşıp her karşıt görüşe eyvallah densin.
Kızdım, ideolojileri kesin çizgilerle ayırıp sonra da sorgulama zahnetine girmeyenlere...
Kızdım, bir ülkenin ürettiğini tüketen, topraklarında gezinen insanların düşünmeden o ülkeye saldırmalarına..
Kızdım, nasıl inanabildiklerine şaştığımız Amerikan insan profilinden çok da farklı davranmayan ben biliyorumcu okumuşlara..

Tüm salona kızdım yine bu akşam, nasıl bu kadar gaza gelebiliyorlar diye. Ben de çok beğendim belgeseli kabul başarılı ve inandırıcı hatta belki tamamiyle doğru. Ama herkesin de güncel siyasetten çok da haberdarmış gibi davranması neden? Rahat ol be güzel kardeşim, salla gitsin. Bilmiyoruz hiç birimiz. Sabah akşam haberleri izlesek, yarına unuturuz. Ver gazı al gazı nereye kadar? Adam bas bas bağırıyor duyduğunuz her şey doğru olmayabilir diye, sen kalk ağzından salya akıta akıta cık cıkla...Cık cık cıkmış....

Şimdi gel de sinirlenme bu olaya, toptan başımız göğe erdi, bravo, biz çok okuyan çok bilen pek kültürlü mantarlarız. Filmde uyuklar belli olmasın diye ses yükselince kalkar cık cıklarız diğerleri gibi. Adam belgelendirmiş ya bizimmiş gibi satarız rakı-şarap sofralarında. Aldığımız gazla kısa mesafede hız yapar, yolun uzadığı yerde yan çizeriz. Ahh biz ahh biz, nasıl kızmam nasıl sinirlenmem.....

P.S. Hayır ne buldu anlamıyorum, boyu falan da kısa. Üstelik ben daha çilliyim üstelik daha iyi bilirim üstelik o sakin sakin konuşurken ben içimden tırnaklarımı yerim....Üstelik beş buçuk yıl geçmiş......Cık cık cık....

0 Comments:

Post a Comment

<< Home