güneşin parladığı yeşil çimenler üstünde...

Günler geçmesine geçiyor da, artık unutmaya çalışmayı unutur oldum. Gerçeklerden sıyrılabileceğim bir geceler vardı, onlarda da gerçeklerin rüyalarını görür oldum. Rüyalarımda tek aydınlık, gerçeğimde tek karanlık oluyorsun edebiyat kitaplarında bahsi geçen ironiler gibi. Beni kaybetiğimde, sana varacak yolculuğuma çıkamadan beni bulup koyuyorsun önüme. Bense o kadar yabancıyım ki kendime bu "ben-im" değil diyerek geri dönüyorum yarı yollardan, beni saracak dallardan ve varmak isteyip de varamadığım sonlardan. Sense kafamın içinde bir yerde bilmediğim bir dilde anlamadığım kelimelerle çizgiler çiziktiriyorsun bomboş bir kağıda görünmez mürekkeple...Güneş açtığında dinliyorum seni yağmurluyken ben konuşuyorum, her saniye senleyken ne anlıyorum ne susuyorum...Lanet olsun ki her şey benden ibaret...
Ama senden nefret etmek şöyle dursun varlığından bile haberdar değilim, seni sevmeye gelince müsait bir yerde lütfen...
0 Comments:
Post a Comment
<< Home