sen

5.10.05

temcit pilavı-1


Üçgen gibi değilim yine bu aralar; iç acılarım toplamı180’den oldukça büyük. Bu yüzden geometriden kalırsam diye korkuyorum. Aslında geometriyi severim o da beni sever herhalde ama korku bu ya erken ecelin faydalarını değil “social welfare”i maksimize etmeye etmeye çalışıyor,korkular beni unuttu buralarda. Yine de selam olsun tüm korkularıma, karnemde geometri sıfır olsa da korku kültürü ve ahlak bilgisi yalnızlı pekiyi.
Çalışan kazanır diye tembihledi annem beni, ah annem unuttun yıllarca tembihlerin faydası yok senin kızın doğuştan tembel ve yalnız ve tatsız. Kazanmayı istedi hep ama yalnız pekiyileri yıldızdan yoksun, kahramanlıkları hep tatsız ve başarısız oldu. O madalyaları istemedi hiç (hatırlarmısın nasıl da gururla izlerdiniz beni kahramanlıklarımın ödül törenlerinde o madalyalar takılırken) tek dileği bir kırmızı kurdele yakasına bir de yıldızı hep yanında bir pekiyi. Olmadı işte sağlık olsun...Ah annem biliyorum acıyor senin de bir yanın ama koy ilaçları kenara, tahlil yaptırmana gerek yok nedeni sessiz bir duygusallık, o kadar sessiz ki ancak benim gibi bir kör duyabilir onun sesini sana gelince hiç ümit yok...
Ben en iyisi maskemi çıkarayım da tüm halk tanısın bu tatsız kahramanı, bir madalya da ona taksınlar ve alkışlar yükselsin kalabalıklardan. Geometriden hep kalacak ya sonunda,hayat bu ya, bilmeyecek kimse o kahraman çok iyi atlattı ve atladı bütünlemelerde...
Bütünlemelere gireyim diyorum, hani pekiyim yalnız kalmasın bir de yıldız koysunlar yanına bütünlensin geometri, duacıyım şu bütünlemeleri yapan okul yönetiminden...Ama bütünlenmiş bir kahramanın tadı kaçar diyeceksiniz ya korkmayın onun tadı olmamış zaten hiçbir zaman, gönül gözüyle gören bir kör o ve diline lazer epilasyon yaptırmış konuşmaktan bitmemiş yani tüyleri ama tat duygularını da almışlar yanlışlıkla.. Doktorlar doğuştan dese de inanmayın “çocukların büyüdükleri ortam fiyolojik modifikasyonlara neden olabilir” yazıyor anabritanica...Ah annem nerdeydi aklınız bir kahraman doğururken, hiç sahip olamadığınız o madalyaları dört gözle beklerken verdiğiniz pekiyiylerin yıldızlarını unuttunuz, nüfus memurunu uyaraydınız da nüfus kağıdıma doğru yazaydı pekiyimi ama aklınız madalyalarda gözleriniz onların altın sarısı parlaklıklarından kamaşmışken göremediniz cahil bir memur yalnız yazıyor yıldız yazacağı yerde pekiyim yanına...Dur amca n’aptın yaktın beni, alacağın olsun yazılır mı bu şimdi, alacağım olsun gökyüzündeki yıldızlardan, ama bir borçlu taktın bana adımı yazarken pembe nüfus kağıdına...Taksit yapalım gökyüzüne yıldız yağdırsın bir ömürde belki kapanır borcu e faiz işliyor haliyle...
Şimdi şu verecekli defterini bir açalım madem borçlara geldi söz: Sevgili ailem, hesap ettim 23 yıldır tadımdan yemişsiniz, üstelik size ucuza vermişiz ama altı üstü bir kaç damla göz yaşını çok görmüşsünüz bana, her ay kapınıza dayanmadık diye kahraman bir alacaklı olarak saygı duyduk da istemedik diye abartmışsınız canım sizde, ayağınız alışsın dedik sormadık hesabını bugüne kadar ama gelmelerinizden yollar aşındı ayağınız alışmaktan çok şartlandı gelip gelip tadımızdan yemeye. Bakın, aramızdakilerin hatrına faiz işletmiyorum, hatta bu seferlik bendensiniz ama kusura bakmayın artık size servis yapamıyoruz kapattık kardeşim hadi başka kapıya...Sevgili dostlarım, ödemelerinizi hep gününde yaptınız sağolun, ama arada bir de olsa insan bir çay içmek istiyor çay bahane muhabbet istiyor, kaç yıllık müşterimsiniz uzunca bir süredir tanışıklığımız var yediğiniz içtiğiniz sizin olsun bir çay koyayım da anlatın nasıldı tadım? Siz aileme bakmayın zarara girdik kapattık ama bu alemde varmıydı benim kadar güzel tat onu anlatın bana..Gerçi sizin de payınız yok değil hani dükkanın kapanmasında, tadımızdan yaptığımız ikramlarla,hani borçlarınızı günü gününe ödüyorsunuz ya, kalmadı tadımız bir kahraman kaldı şimdi eskilerden...Sizin de canınız sağolsun, yiyip bitirdiğiniz tadım helal olsun gözüm yok vallaha...Rakip firmalara sesleniyorum burdan, seri üretime geçip uygun fiyatlara sattığınız zanaatkarlıktan uzak o tatlar var ya hani yeni dünyanın tüketim alışkanlıklarına uygun, sayenizde kapattı bizim ferforjeli teyzeden yadigar dükkanı. Pazarlama teknikleriniz iyi kabul, en iyi okulları mühendisleri de var sizde, makyajlı boyalı güzel ürün müdürleri de getirttiniz ama sizin tatlarınız yalan bunu da bilin yani. Her malın bir alıcısı var hatta sizin alıcılarınız nerdeyse bir dünya kadar, arada da çıkacak bizim zanaatin düşkünleri, teyze yadigarı ustalık isteyen tatları soracaklar size haberiniz olsun, bu da bir ustadan size tavsiye. Son usta da tatsız kaldı dükkanı kapattı dersiniz basın toplantısında. Yeni lansmanları anlatın siz, adımı almayın ağzınıza, market raflarına dizerken yeni nesil tatlarınızı 70’lerde kaldı demode oldu o tatsız ve yalnız ustanın tadı dersiniz. Ama durun orda bizim ustanın gözleri köreldi o teklif ettiğiniz maaşı n’apsın cepsiz bir kefen dikti bile kendine hali hazırda bir avuçta toprak var sandıklarında okunmuş üflenmiş, yeni fabrikanın temelini atarken benim toprağı da atıverirsiniz üstüme, son vasiyetimdir bu sizlere. Verecekli defteri de kalabalıkmış hani, karnım tok çok şükür birşey talep etmem sizden artık bu saatten sonra yeni neslin arz talep dengelerinde milimetrik bir kıpırdanma bile etmez benim borçlarım sözüm ekonomi bakanına.Belki yadigar sanatımı öğretmek isterdim sizlere ama gözlerimi kaybetmeden,tadım kaçmadan önce bilirdim ben işi şimdi unuttun nasıl yapılır eski usül tatlar.Biz geçmişte yaşayan ustalar köreliyoruz birer birer. Yeni dünyanın havası dar koşulları ağır. Bizim de kapıda alacaklılar var,aileler dostlar hep bekler ödemelerimizi, elde avuçta ne kaldıysa verdim işte yıllarca bundan sonra siz sağ ben selamet.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home