bazen, olur ya hani...
Bazen, kaçtığınızı sanırsınız geçmişten; hatta kaçmak değil geçmiş diye bir şey yok sanırsınız. Adı üstündedir çünkü, geçmiştir bitmiştir. Bunlar da geçecek derler ya hani, üflerler bazen acınız dinsin diye, sanarsınız ki sızlamayacak bir daha o yara. Ama bazen de geçmiş yelkovana takılmış bir saç teli oluverir ve zamanla beraber hareket etmeye başlar, şimdiniz olur geçmiş işte o zaman aslında geçmiş geçmemiştir. Kaçsanız gelebileceğini görürsünüz geçmemişlerin peşinizden, bir zamanlar bir yerlerde yaşandığını ve adına "geçmiş"te koysanız aslında hep bir yerlerde duracağını farkedersiniz. Üflemeye başlarsınız yaralarınıza, ağrı kesiciler içersiniz dinsin diye acınız. Nerden düşüneceksiniz ki yaranın yerini bilmeden üflemenin faydasız, ağrı kesicilerin o acıyı dindirmek için yetersiz olacağını. Bazen diyorum ya işte, bazen geliverir böyle bir anda, aniden, birden. Tuzlar dökülür o yerini bilmediğiniz yaranın üzerine, bir anda çaresizlikle geçmişinizin şimdinizin canını yakmasına izin vermek zorunda kalırsınız, çabalamak boşunadır bazen.
Öyle canınız yanar ki o anlarda, çaresizlikten neye tutunacağınızı bilemezsiniz, en güçlünüz sefil biri oluverir bir anda. Kaleler yıkılır, buzlar erir o acının gücüyle. Çıkarıp bedeninizi dolaba kaldırmak istersiniz, ruhunuz acıdan dayanamaz hale gelince. Ruhunuzun bir acı eşiği yoktur çünkü bedeniniz gibi. Eşikten geçemezsiniz bir türlü hep acır canınız. Neye veya kime kızacağınızı da bilemezsiniz. Nedir canınızı bu kadar acıtan, bilemezsiniz. Geçmesin diye zaman dursun istersiniz akreple yelkovan, zaman geçmesin ki geçmiş olmasın hiç diye dualar edersiniz. Kalk gidelim der bir yanınız, dur bekle az kaldı der diğeri. Acıyla birleşen çaresizlik geceleri çekilmez kılar, yastıkla buluşamazsınız bir türlü. Yelkovana takılmış o saç telindedir hep gözünüz.Yer çekimi bazen çok kuvvetli olabiliyorken, o saç teli çekim alanından çıkıverir böyle zamanlarda, düşerken herşey, o takılır kalır zamanın akan sularında.
Bazen vurur insana hayat, zaman, mekan, kokular...Böyle bir anda, aniden, birden..Ve siz de düşersiniz herşey gibi..Ama yelkovanın akreple buluştuğu bir an gelecektir, hayatta ya da sonsuz da. O bazen geliveren acılarda geçecektir. Çünkü zamanın acıması yoktur kimseye, hiç bir şeye. O acılar da geçmiş olacaktır zamanın bir yerlerinde...
Öyle canınız yanar ki o anlarda, çaresizlikten neye tutunacağınızı bilemezsiniz, en güçlünüz sefil biri oluverir bir anda. Kaleler yıkılır, buzlar erir o acının gücüyle. Çıkarıp bedeninizi dolaba kaldırmak istersiniz, ruhunuz acıdan dayanamaz hale gelince. Ruhunuzun bir acı eşiği yoktur çünkü bedeniniz gibi. Eşikten geçemezsiniz bir türlü hep acır canınız. Neye veya kime kızacağınızı da bilemezsiniz. Nedir canınızı bu kadar acıtan, bilemezsiniz. Geçmesin diye zaman dursun istersiniz akreple yelkovan, zaman geçmesin ki geçmiş olmasın hiç diye dualar edersiniz. Kalk gidelim der bir yanınız, dur bekle az kaldı der diğeri. Acıyla birleşen çaresizlik geceleri çekilmez kılar, yastıkla buluşamazsınız bir türlü. Yelkovana takılmış o saç telindedir hep gözünüz.Yer çekimi bazen çok kuvvetli olabiliyorken, o saç teli çekim alanından çıkıverir böyle zamanlarda, düşerken herşey, o takılır kalır zamanın akan sularında.
Bazen vurur insana hayat, zaman, mekan, kokular...Böyle bir anda, aniden, birden..Ve siz de düşersiniz herşey gibi..Ama yelkovanın akreple buluştuğu bir an gelecektir, hayatta ya da sonsuz da. O bazen geliveren acılarda geçecektir. Çünkü zamanın acıması yoktur kimseye, hiç bir şeye. O acılar da geçmiş olacaktır zamanın bir yerlerinde...
0 Comments:
Post a Comment
<< Home