sen

11.8.05

dünkü o işte...


Parası neyse vermemize rağmen asla iyelik eki takmayacak kadar gururluydu. Hem gururlu hem de mağrur dururdu durduğu zaman. Mavisi, kırmızısı hatta yeşili bile o kadar yakışırdı ki ona. Beyazı biraz kararmış sarısı iyi durmaz olmuştu kırmızının yanında son günlerinde. Heyecanımı anımsıyorum, hatta onu eve getireceğimiz günün bir hafta öncesinden başlayarak hayatımın artık eskisi gibi olmayacağını düşünüp düşünüp durduk yere gülücükler atar olmuştum. Çok fazla anlatmamıştım kimselere nasıl değişecek dünya diye, zaten kısa soru cümleleri dışında pek bir paylaşımım olmazdı dış dünyayla, bilhassa dış dünyayı değiştireceğim durumlarda. Çok konuştuğumu iddia edenler bile içseslerimi duysalar sağır olmak isterlerdi herhalde. Neyse...Sabah erken kalkmıştım ve hızlıca hazırlanmıştım, hani bugünden 20 yıl ya da çok oldu 10 yıl öncesinin çocuklarına gidip baksanız, şiirlere konu olan bir bayram telaşları vardır, yok bayram sabahları, yok macunlar, yok kırmızı rugan ayakkabılar, yok mendile sarılı şekerler falan diye değişen dünyaya isyan edercesine dramatize ederler ya, işte bende dünyayı değiştirmek için ama en az onlarınki kadar rahat şiir konusu olabilecek bir heyecanla hazırlanmıştım o sabah ve telaşla, ve hızlıca...Annem, anneannem ve ben ve Ali(thegenie) ve ben ve tüp bebeğim(bu hikayede heyecanlandırır beni,later..) ve yine ben tabiki, kemeraltına gittik erkenden. Dolaştık biraz birkaç dükkan baktık, sanki biliyorduk bir tanesinde ona rastlayacaktık ve benim hayallerim gerçek olacaktı ve ben artık hiç sıkılmayacaktım ve ben onunla beraber dünyayı değiştirecektim ve o hayatımın en önemli şeyi olacaktı.(birini/birşeyi herşeyden herbirden çok sevmek takıntısı da o zamanlardan kalma herhalde)
aldık eve getirdik, dokundum sevdim onunla uyudum hatta akşam. Ama hayat çok basit modellere sahip, hayat populasyonundan alınan örneklerin varyansı çok düşük her duruma uygulanabilir denklemleri var.Nasıl mı?
İnsanoğluyuz biz, tutkuyla isteriz istediğimizde çok, sahip olduktan sonra kısa bir süre ki bu istediğimiz süreyle orantılı artar azalır, heyecanını yitirir, unutulur öncesi, bizim olmuştur birkere, hırsımızdan kudurduğumuz zamanları değil bizden başkasının ona sahip olamayacağını düşünerek söndürürüz arzu yangınlarını ;) işte bir hafta sonra bende doğal yolardan insanlığımı buldum ve aramıza mesafe girdi, bitmiş tutkular sönmüş arzular girdi.
Abaküsüm o zamanlar benim için herşeyden önemliydi.Bir abaküsüm olursa hayat eskisi gibi olmaz sanırdım. En yakın dostumdu o benim, sonra herşey gibi aramıza hesap makineleri girdi babaya ait, defterler kalemler, 2 bilinmeyenli denklemler girdi 2. bilinmeyenleri bilemedim anlayamadım ben hiç.
Şimdi mi? Ben yine aynı ben, biri/birşey olsun isityorum herşey demek, en yakın arkadaşım demek. Ama bahanelere notasyonlarla ad verip değil 2.derece 5.dereceden denklemler yazarak aramıza sokuyorum/sokuyor/sokuyorlar. Dün abaküs, bugün biri, yarın bir hayvan olacak belki yaşlılığımda. Ama hayat aynı hayat, basit modelleri var her durum için, sonuçlar aynı sadece hayat kitabının ağır notasyonlarından kurtulmak gerekiyor. Gerisi hikaye, çözmek kolay.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home