sen

15.8.05

Bu da benden olsun...

Tende güz mevsimi başlarken ve sıcak bir yaz günü yüreğime kasım yağmurları yağarken, leyladan değil imladan geçesi geliyor insanın. İmlalardan ve fazlalıklardan kurtulup artık kısa cümleler kurmak gerek diyor bir ses bir yerlerden ama ne yazık ki şarkılarda düşünmek beni bana getirmiyor.
Müziği susturuyorum içimde, zihnimde derken kelimeler basıyor geceyarısı düşlerimi; düş bu uyansam geçer diyorum kabuslara kalkıyorum bu sefer. Düşlerdeki kelimeler masal olsun ve gökten üç elma düşsün diye dua edip tekrar yatıyorum ama saatler peşimi bırakmıyor, gün ağırıyor ve ben yine kabuslarımla başbaşa kalıyorum.
Edebiyattan, bu edep ve adabtandır diyorum başıma gelenler. Gelenler geldi mi ne ben kurtarabiliyorum kendimi ne edebiyat.
Güneşe küsüyorum gün doğurduğu için, aya kızıyorum geceye boyadığı için, ben ise dokuz doğurup maviye çalıyorum herşeyi, ne güneşin haberi oluyor ne ayın. Kimsenin kimseden haberi olmazken yaşayanların ve uyuyanların ruhu duymuyor, ben bağırıyorum. Bağırdıkça kanıyor ellerim, yazdıkça kısılıyor sesim. Çığlıklarımı kelimelere hapsedip gardiyanı oluyorum cümlelerin. Gece bitmiyor gün geçmiyor böyle sürüp gidiyor hayat.
Aşka küsüyorum, inkar ediyorum tutkuları kararlılıkla. Aşkı ve tutkuları naftalinleyip kışlıkların arasına koyuyorum, daralıyor bir fakire veriyorum kışın. Giyilmeden eskimeden atılıyor aşklar, annemi dinleseydim bir boy büyük alsaydım seneye de giyerdim büyüyünce de giyerdim diyorum büyüyorum, aşklar hep ufak kalıyor.
Her yeni gün yeni bir yola koyuluyorum, kimler koyuyor beni bu yollara biliyorum ama susuyorum, söylemiyorum. Yolların başında sağlam durup gerçeğe rastlayınca yolun ortasında yıkılıyorum. Gerçeği yolluk yapıp tekrar düşüyorum yollara, hayaller kıstırıyor bu sefer de kuytu köşelerde. Kuramadığım hayaller hiç kuramadığım pilli bebekler gibi uzaktan hem de çok uzaktan bakıyorlar bana. Hayaller ve bebekler sığınıp uyuyacak bir kucak buluyorlar ben yine bir başıma kalıyorum geceleri. Benliğimin özerk cumhuriyetinde bir kendime geçiyor sözüm. Geceye küssem küsemiyorum, güne kızsam yapamıyorum. Tek suçlu ben görünüyorum sanık sandalyesinde, idam beklerken ömür boyu hapse çeviriyorlar cezamı. En son fareler terk eder gemiyi diyorlar ve ben fare olmayı seçiyorum giderayak...
Ne kelimelere sığabiliyorum ne kabıma, taşkınlarla cümle oluyor yerlere saçılıyorum, binbir parça bir ben ve parça parça bir yürek kaplıyor tüm halıyı. Tam toparlanıp yapıştıracakken parçalarımı, üstüme basıp eziyorlar ve ben kayboluyorum.
Şimdiyse kendimi arıyorum heryerde, bir ben vardı diyorum mutluydu, huzurluydu, dururdu, uyurdu... Bir ben vardı, emekleyerek bile herhangi bir yere varırdı diyorum. Çareler tükendiğinde, benliğim bile beni terke ettiğinde, bir umutla her gördüğüm göze soruyorum: Özür dilerim ama ben nerdeyim?

0 Comments:

Post a Comment

<< Home